24 Ocak 2008 Perşembe

Ölüm

Özgürlük kitabının
sayfaları arasına
cellatların kurduğu
darağacındaki ip
yarım kalan
sayfayı gösteriyor
okumaya devam edecek
nice insana
Evlilik fotoğraflarının yırtılarak
kırılan çerçevelerin
sokağa atılan
tahtalarıyla çakılıyor
çocuk tabutları
Hiçbir genç kız
taşımıyor kolyesinde
sevgilisinin fotoğrafını
ama ölüm
sayfaları oyulmuş
bir aşk romanının
içine gizliyor

Orhan Veli'den

Nerde böyle hüzünlenmek o zaman;
İçip içip ağlamak,
Uzaklara dalıp şarkı söylemek;
Hafta sekiz ben eğlentide;
Bugün saz,yarın sinema,
Beğenmedin Aile Bahçesi;
Onu da beğenmedin,parka;
Sevdiğim dillere destan;
Sevdiğim,
Meyil verdiğin;
Ben dizinin dibinde elpençe divan,
Samanlık seyran.
Nerde,
Nerde,
Nerde böyle hüzünlenmek o zaman!

24 Eylül 2007 Pazartesi

Bir Gece Yazdim Bu Ask Siirini

Bir Gece Ansızın





bir gece ansızın gel ve damla içime.
ses çıkaran namerttir.

bin bir yıldızlı geceler gördüm,
sensizliğin kararttığı.

akşam meltemlerinde üşüdüm,
kokunun saklandığı.

ah bu ben, böyleyim işte.

bir kurşunluk mesafelerde yoruldum.

ah bu ben,
sen kurşun atmadan vuruldum.

ses yokken ve sen yokken
bir gece ansızın gel.

ve damla içime.

Sevgiliye Siir

Bir hayatın tozlu sayfaları içimi acıtan.
Ceplerimde kırık gece masalları duruyor,
Öksüzlüğümü avutuyor sonbahar.
Ne yana baksam sen oluyorum,
Parmaklarımı kanatıyor kirli duvarlar.
Kuşlar yuvalarından terk ediyor beni,
Bir sarsıntı geçiriyor yüreğim,sen şiddetinde...


Ellerime kar diye yokluğun yağıyor,
Aşk sorgusunda yüreğim can çekişiyor.
Yüzümde sensizliğin izleri,
Ayaklarımın altında bir yığın cam kırığı...


İçimden sökülen her kelime,
tekrar dönüp içime batıyor.
Ve her seferinde sana isabet ediyor.
Bir zindan karanlığı şimdi gecelerim,
Duvarlara sinmiş gözlerinin rengi...
Saatleri infaza çekiyor gelmeyişin,
Yavaş yavaş gidiyor benden hayat;
Damarlarımdan çekiliyor içimdeki sen !
Bense düşüyorum hiçlik ötesi bir hayata,
Kanıyorum sana , sende aşkı buluyorum
Hem de ayrılığa çarpa çarpa...


Suskunlukta sesler daha çok acıtıyormuş,
Bu yüzden senden harf harf kaçışım.
Yalnızlığıma esir düşüyorsun,
Bense kayboluyorum cümlelerinde.
Ve susuyorum sana ,avaz avaz susuyorum.
Sende birikiyor içimin tüm sökülenleri
Ben dipsiz bir kuyu oluyorum.
Biriktiriyorum her harfimde seni...


Şimdi yokluğa düşüyor zaman,
Ben bir adımda düşüyorum senden.
Kuytularıma sokulma ,bırak bana uçurumlarımı,
Kalemimden azat et beni,
Herkes konuştuğunu yazar,bense sustuklarımı...!!!!

Yalnizlik Siirleri

ÜSÜYORUM...

hic kimse isitmiyor beni
isitamiyor
buz oldum ...

ellerim titriyor...

tutmuyor ...
sen biraktin ya kimse tutmuyor
aci cekiyor bitanem
cok seviyorum cok

kalbim....



kalbim..sadece o yaniyor
alev alev ....
kimse söndiremiyor

ancak seninle yasar bu kalp
bir ölü gibiyim
sense sadece hayalim

bana o kadar yakin oldugun halde
o kadar uzaksin
uzat elini bana
kalbinle gel yanima....
sevelim sonsuza ....


icim disim ayni degil
gülsem bile bir anlik ....
kalbimle bas basa kalinca
onun parcalarini yerlerden topluyorum...

ama hep bir parcasi sende....
gelde tamamlansin
yetmezmi bu kadar cektigim
acmadan soldum..

gurur ...

gururum el vermiyor
nasil seni bu kadar seveblirim..
nasil senin icin bu kadar aci cekebilirim...
neden hic aklimdan cikmiyorsun
hayatimi dagatiyorsun
beni nasil mahvediyorsun...!!!

gururum ....

kalbim.
kalbim ise hala seni seviyor ..
hergün daha cok büyüyor ...
senden uzak olsa bile
hergün yeniden hasretinden ölse bile...

nasil bir sevgi bu
nasil bir ask bu
sen nasil birisin
benimle ne yapiyorsun ..
anlamiyorum....

GURURUM EL VERMIYOR
KALBIM ISE HALA SEVIYOR.....

Duygusal Siirler

kaç kişiyi öldürdüm düşlerimde
kaç kilo çekerdi yalnızlık
kaç kere ezildim altında
yaz yağmurlarının

belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları
her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk
hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize

kim sevmezdi çiçekleri filan
”ben sevmezdim” dedim, “yalan” dedi

bunu palyaço söyledi,
palyaço söyledi ben yazdım
yazdım, yazmasam ağlayacaktım

herkes ağlarmış biraz, ben de ağladım
sırf bu yüzden mi ağladım
alçaklık gibi bir şey oldu bu biraz

biraz birazdım her şeyden
dün biraz sinirlenmiştim mesela
yarın bir kadını seveceğim biraz
biraz biraz kör oldum bügünlerde

ama rakı kadehlerini boşaltmayın
eksilmesin hiçbir şey
hiçbir şeyden dahi olsa
kalsın biraz

II.

umursamıyorum yılgınlığımı filan
çünkü sessizce yaşanmalı her şey
bir devrim sesszce olmalı mesela
ve her sözcüğüne inanmalı bir palyaçonun

bir palyaço neden yalan söylesin ki
ben palyaço olsaydım söylemezdim
marangoz olsaydım da söylemezdim
ben insan olsaydım yalan söylemezdim!

hem nereden çıkardınız palyaçonun yalnızlığını
kaç kilo çeker ki bir palyaço
hem neden yüzüme vuruyorsunuz
bir çirkin ördek yavrusu olduğumu

gocunmam ki ben, ben gocunmam
bir palyaço ne kara gocunmazsa
o kadar, o kadar gocunmam işte

rakı doldurun! eksilmesin

III.

bitmedi, yazacağım daha
yazmazsam ağlayacağım çünkü
alçakça olacak biraz

hem biz o zaman kimdik ki, nerelere giderdik
her sokakta biraz daha eksilirdik
bilirdim, geceleri puslu puslu olurdu bazen
bazen birisi fısıldarmış gibi olurdu
”duyamadım”, derdim, “tekrar et!”
sessizliğe bürünürdü o vakit her şey
sokaklar daha bir puslu
palyaçolar daha bir ağlamaklı olurdu
ve ben daha bir alçak olurdum
ağlardım biraz

hem sen kimsin, çekiştirme diyorum
hatta kuyruğuma basma diyorum
acıyor, tırmalarım,-
diyorum

kahrol, kahrol!
diyorum

IV.

geçen gün yüzüme rastladım bir ilan panosunda
korktum birden, kusacak gibi oldum
”olur öyle” dedi palyaço,
”herkes alçaktır biraz”
”otur ulan!” dedim, bağırdım ona
ben bazen bağırırım biraz

”rakı doldur!” dedim, “eksilmesin!”
ben bazen eksilirim biraz
aslında hepimiz eksilirmişiz biraz
bunu sonradan öğrendim

ben aslında her şeyi sonradan öğrendim
herkes herkesi sonradan öğrenirmiş
bunu da sonradan öğrendim

örneğin;

geçen gün bir kadınla seviştim
biraz değil çok seviştim

ya işte öyle palyaço
diyorum ki,
bunu da yeni öğrendim
sevişmek de eksilmekmiş biraz

V.

kim sevmezdi ki kuş ötüşlerini filan
”ben sevmezdim” dedim, “yalan”
dedi
bunu palyaço söyledi
palyaço söyledi, ben yazdım
yazmasam, alçak olacaktım
hem ben roman da yazdım biraz

bazen diyorum ki, palyaço,
sen olmasan ben ne yaparım
alçakça eksilirim belki biraz
her yağmur yağışında yerindi dibine girerim
hiçbir kadının kasıklarını öpemem belki
ya da unuturum sonradan öğrendiklerimi

biraz biraz anlıyorum ki,
yüzler eller, o terli vücutlar filan
her şey plastikmiş biraz

VI.


haydi sirtaki yapalım palyaço
rakı doldur, yine eksildik biraz..

Sevgi Siirleri

Yüreğim,orda mısın? ...
Fark edemiyorum artık seni…
Kelebeklere dokunduğum an titrerdi içim…
Gülümserdim…
Papatyaları çok severdim ya hani…
Umursayamadım…
Yüreğim,orda mısın? ...
Bir sevda barınıyordu sende…
Şarkılar söylenirken susamazdın…
Deli divane çarpar dururdun da…
İçinde yangınlar başlardı beni baştan aşağı saran…
Heyecanlanırdım da sonra…
Yeni yetme aşıklar gördüğünde sen de yeniden severdin sanki…
Koşup gitmek isterdin en yeşillerde delicesine…
Yüreğim,
Orda mısın? ...
Fark edemiyorum artık seni…
Özledim heyecanlarını,
Özledim deliliklerini,
Bir çocuk gibi şımarıklığını…
Baharda deli divane çarpışlarını…
Varlığını…
Yaşatırken gülümsetmeni…
Özledim…
Bana bir iyilik yap…
Fark ettir yeniden deliliklerini…